GÜNCEL
Giriş Tarihi : 25-04-2021 14:50   Güncelleme : 25-04-2021 14:50

Suudi Arabistan boşadı Türkiye kabul etmedi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Suudi Arabistan'da bir Türk vatandaşının boşanma davasının Türkiye'de tanınmayacağına hükmetti.

Suudi Arabistan boşadı Türkiye kabul etmedi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Suudi Arabistan'da bir Türk vatandaşının eşine "Sen boşsun" demesi ve üç ay boyunca evine dönmemesi üzerine verilen boşanma kararının Türkiye'de tanınmasının mümkün olmadığına hükmetti.

"TÜRK KAMU DÜZENİNE AYKIRI"

Dairenin kararında, anayasaya göre Türkiye'de kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğuna dikkat çekildi ve "Kadının iradesinin yok sayılması niteliğindeki karar, Türk kamu düzenine açıkça aykırıdır, tanınması olanağı bulunmamaktadır." denildi.

Karara göre, Türk vatandaşlığı da bulunan Afganistan asıllı kişi, Afganistan vatandaşı olan kadınla 2008'de evlendi. Suudi Arabistan'da ikamet eden çift, Cidde Aile Mahkemesinin 2016'daki kararıyla boşandı.


Türk vatandaşı davacı, kararın Türkiye'de tanınması için dava açtı. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek, tarafların boşanmalarına ilişkin Suudi Arabistan mahkemesinin kararının tanınmasına hükmetti. Ancak davalı eş, kararı önce istinaf mahkemesine, buranın başvurusunu reddetmesi üzerine de Yargıtay'a taşıdı.

YARGITAY KARARI BOZDU

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını oy birliğiyle bozdu.

Dairenin kararında, Türkiye'de yabancı mahkeme kararının tanınması için kararın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerektiği kaydedilerek, şöyle denildi:


"Burada esas alınması gereken kıstas, yabancı ilamın Türk hukukunda bir veya birden çok kanun hükmüne aykırı bulunmasından çok Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli hukuk prensiplerine, ikili anlaşmalara, gelişmiş toplumların ortak benimsedikleri ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine bakmak olmalıdır."


ANAYASA HATIRLATILDI

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesine göre herkesin kanun önünde eşit olduğu, kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip bulunduğu hatırlatılan kararda, maddenin, devleti bu eşitliği yaşama geçirmekle yükümlü tuttuğu belirtildi.

Maddede, "Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar" denildiği aktarılan kararda, anayasanın 41. maddesinin de "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır" şeklinde olduğuna dikkat çekildi.

Türkiye'nin kabulüyle iç hukuk hükmü haline gelen "11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokol"de "Eşler, evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde, kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir" denildiği bildirilen kararda, usulüne göre yürürlüğe konulan milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu ve bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasında bulunulamayacağı ifade edildi.

Kararda, şunlar kaydedildi:

"Eldeki davada tarafların Afganistan vatandaşı ve davacının aynı zamanda Türk vatandaşı olduğu, 2008'de evlendikleri, iki ortak çocuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Tanınması istenen Suudi Arabistan Krallığı Cidde Aile Mahkemesinin 2016 tarihli boşanma kararının çevirisinin incelenmesinde; davacı erkeğin tek taraflı beyanı (talak) ile tarafların boşandığı, kadının 3 aylık müddet içinde kocasının kendisine dönmediğini bildirmesi üzerine kadının boşanmış hükmünde olduğuna ilişkin tespit belgesi düzenlendiği ve boşanmanın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ortada yabancı mahkemece verilmiş bir boşanma kararı bulunmamaktadır.

Davacı erkeğin tek taraflı olarak 'Sen boşsun' şeklindeki beyanı ile boşanmalarına, üç ay sonrasında kadının kocasının kendisine dönmediğini bildirmesi üzerine tarafların boşanmalarının kesinleşmesine ilişkin, kadının iradesinin yok sayılması niteliğindeki karar, Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu itibarla yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir."