DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Muhammed Emre Dadaşoğlu
Muhammed Emre Dadaşoğlu
Giriş Tarihi : 12-09-2020 21:05
Güncelleme : 12-09-2020 21:08

Hırıstiyanların Esiri bir Yeniçeri

 Hristiyan âleminde esir olarak yaşayan Müslümanların çok farklı kaderleri olmuştur. Avrupa’nın Akdeniz kıyıları, Daru’l-harp ile Daru’l-İslam sınırlarında beyazıyla siyahıyla, kadınıyla erkeğiyle köle ve esir ticareti 19. Yüzyıl ortasına kadar sürmüştür. Noter ve engizisyon arşivlerinde yapılan araştırmalar sayesinde pek çok Hristiyan ülkesinde büyük bir köle nüfusunun da bulunduğu ortaya çıkmıştır. En istikrarlı köleleştirme ise insan avıydı. İster karada ister denizde olsun amaç; göze kestirilen kurbanları ele geçirmekti. Yakalanan genç ve çoğunluğu erkek olan insanların köle olarak satılık alınmaları, din değiştirmeye zorlanmaları, Engizisyon tarafından daima izlenmeleri ve en küçük yanlışta işkenceye uğramaları…

Bir çokları isimleri bir sayıdan ibaret olan bu esirlerin Engizisyon görevlileri tarafından çok nadirde olsa hayat hikayeleri kaleme alınan esirler mevcuttur. Bu esirlerden biri 1668’de esir düşüp on bir yıl boyunca esir kalan, Macaristan, Sırbistan, Avusturya’da şehirden şehire, köyden köye dolaştırılan Osman Ağa’dır. yeniçerilik yaptı, tutsak oldu, sonrasında önemli Avrupa soylularına hizmetkarlık yaptı. Daha sonra İstanbul’a döndü ve sultanın hizmetine girdi. Çocukluğu sınır bölgelerinde geçmiş, girdiği askeri ortam da onu savaş düzenine hazırlamıştır. Osman 1671 yılında doğmuş olmalı. Çok genç yaştan itibaren at binmeye, silaha, eşkıyalığa ve baskın yapmaya ilgi duyar. Çatışmalara katılır. Yeniçeri ağasının gözüne girer. Ağa onu odabaşı olarak atayınca, Avusturyalılara karşı çeşitli harekata katılır. Osman henüz 18 yaşındadır ve asker olarak geleceği daha şimdiden son bulmuştur. Esir düşer, her 1 tür hakarete, şiddete, cefaya, ihanete mazur kalır, ama karşılaştığı kişiler ile arasında derin ilişkiler de olur, sırdaşlar dostlar kazanır. En başta, beklenileni yapar ve kurtarmalık ödemek ister. Başka bir subayın esiri olan bir Müslüman Osman’ın fidyesini ödeyeceğine kefil olur. Osman yola çıkar ve 7 günde geri dönmesi istenir.

Osman Temeşvar’da kardeşlerini bulur, gereken meblağı toplar ve dönüş yoluna koyulur. Yeni fiziksel zorluklara katlanması gerekir; Yaz gelmiştir hava müthiş sıcaktır, inanılmayacak kadar çok vahşi hayvan ve düzensiz askerler ile karşılaşır. Yiyeceği tükenir ve ölümle burun buruna geldiği sırada bir asker topluluğu ile karşılaşır. Başından geçenleri anlatınca zincire vurulur, bütün parası alınır ve öldürecekleri sırada gece olunca Macar nöbetçiden kendini kurtarır ve kaçar; bilekleri bağlıdır, haydutları peşindedir. Uzun bir kovalamacadan sonra bilekleri bağlı olarak kendini nehire atar mucize eseri karşıya geçer. Sonunda kendisine tanınan süre içerisinde Avusturya ordusuna ulaşır, güç bela efendisini bulur, ama efendisi ilk başta onu yarı çıplak pejmürde halde tanımaz. Eşkıyalar da yanlarına gelince Osman onları ifşa eder. Eşkıyalar önce işkenceye yatırılır sonra da Osman fidye parasına ve kıyafetlerine kavuşur. Fidyeyi tastamam alan efendisi sözünde durup Osman’ı serbest bırakmaz. Osman, Avusturya ordusu ile süren birkaç günlük yolculuktan sonra, başka Türklerle birlikte bir zindana hapsedilir. Osman defalarca kaçmaya çalışır ama başaramaz. Bu zindanda altı ay kalır, küflü ekmek ve kokan sudan başka bir şey geçmez boğazından. Hücreden çıkarılması ise efendisinin kendisini sattığı Venedikli köle tüccarına teslim edilmesi içindir.

Bu suistimali öğrenen başka bir vicdanlı subay tarafından kurtarılır. Kışın ortasında yeniden Avusturya ordusuyla birlikte yollara düşen Osman hastalanır. Baygın halde bir çöp yığının üstüne atılır, günlerce orada can çekişir, buz gibi donar. Bir ara kendine gelir ilerideki bir eve kadar sürünür; oradakiler haline acır yiyecek bir şeyler verirler. Osman yeniden yollara düşer bu sefer bir Hırvat köyünde Avusturya ordusu erzakçısına köle olur. Tutsakla köy sakinleri arasında bambaşka bir ilişki oluşur. 2 Osman tutsak düşeli bir yıl olmuştur. Bu sefer efendisiyle Viyana’ya doğru yola çıkacaklarında efendisi ona yeni kıyafet verir. Köylülerden birisi kıyafeti kendisine verirse kaçmasına yardım edeceğini söyler ve kıyafeti Osman’dan alır. Osman köylünün evinde bir süre saklanır ve efendisi onu aramaya zaman bulamayıp Osman’ı köyün generaline bağışlar ve yola çıkar, yani firari yakalanırsa generalin esiri olacaktır. Osman tekrar ihanete uğrar ve Osman’a yardım edecek köylü onu sınıra ulaştırmadan kadırga kürekçisi olarak satacak birine teslim eder. Ama bu tasarı gerçeklemeden bir Avusturyalı subay Osman’ı yakalar ve firar etmeye yeltendiği için onu zindana atar. Aradan yıllar geçer ve bu süre içerisinde Osman efendisinin şatosunda hizmetkarlık yapar.

General aniden ölünce Osman da dul eşini hizmetkarı ve sırdaşı olur. Uşak elbisesi giyer, sofrada hizmet eder, gittiği yerlerde hanımına eşlik eder. Mevkisi bu derece yükselmiş olsa da Osman memleketine dönmek ister. Sahibesi ağlayarak gitmemesi için ona yalvarır ve engeller. Kontes en sonunda Osman’ı yanında tutmaktan vazgeçer, yanına para verir, Viyana’ya gönderir. 21 yaşındaki Osman artık İmparatorluğun başmabeyincisi Schallenberg kontunun hizmetindedir. İmparatorluk üyelerinin yakınında yaşar; efendinin şatolarından birinde, imparatorun huzurunda yapılan nikah törenine katılır. Şehir dışında konta eşlik eder, rahatsızlandığında onu tedavi bile eder. Efendisi ve eşi, Osman’a o kadar bağlanırlar ki, daha yüksek mevkilere gelebilsin diye ona din değiştirtmeye çalışırlar. Osman din değiştirmeyi kabul etmez. Ama yine de hiçbir tutsaklık alameti taşımaz ve hareketleri kısıtlanmaz. Viyana sokaklarında kavgalara katılır, genç kadınlarla ilişkiler kurar. 1700 yılına geldiğimizde Osmanlı ile Avusturya arasında imzalanan Karlofça Antlaşması ile esirlerin değiş-tokuşuna izin verilir. Efendilerinin bağlılığını bilen Osman, efendisinin mührünü taşıyan sahte izin belgesi düzenler ve başka bir müslüman kadını da alıp firar eder. Alman kılığına girmişlerdir.

Muhteşem kıyafetler içinde son model at arabası ile Tuna kıyısı boyunca giderek Osmanlı topraklarına giriş yapacaklardır. Ama işler böyle olmaz. Sınır komutanı ellerindeki belgenin sahte olup olmadığını Viyana’ya 3 sormak için kafileyi alıkoyar. Bir sürü tatsız olaydan sonra Osman bir şekilde Osmanlı topraklarına girmeyi başarır. Düşman imparatorluğun bütün dillerini öğrendiği için 1700 ile 1717 arasında yedi paşanın emrinde tam 17 yıl tercüman olarak çalışır. İstanbul’a gider Bab-ı Ali nezdinde Avusturya elçisinin tercümanlığını yapar. Osman hırsızlardan, başıbozuklardan Avusturyalı soylulara kadar çeşit çeşit insanla ilişki kurmuştu. Çeşitli dillere kulağı alışmış, Sırpça, Hırvatça, Macarca ve yazı dili olarak kullanabildiği Almancayı öğrenmişti.

Esaretinin ilk başlarında hakarete uğramış eza cefa görmüş ama sonrasında takdir edilmiş, üstüne titrenmişti. Avusturya topraklarının her yanına dağılmış, kendisi gibi tutsak edilmiş birçok Müslüman’la karşılaşmıştı. Osman Ağa iki İmparatorluk arasındaki savaşların yol açtığı dev ölçekli bir kargaşanın, erkeğiyle kadınıyla, askeriyle siviliyle bütün savaş kurbanlarının yaşadığı kargaşanın tanığıdır. Yaşadıklarını yazılan nadir kişilerden olsa da, bunları kendisiyle aynı günlerde yaşayan binlerce kişiyle paylaştığını unutmamak gerekir.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor513
  • 2Fenerbahçe511
  • 3Fatih Karagümrük58
  • 4Antalyaspor58
  • 5BB Erzurumspor47
  • 6Galatasaray57
  • 7Sivasspor47
  • 8Kasımpaşa57
  • 9Hatayspor47
  • 10Göztepe56
  • 11Konyaspor46
  • 12Kayserispor56
  • 13Çaykur Rizespor55
  • 14Trabzonspor55
  • 15Yeni Malatyaspor55
  • 16Denizlispor55
  • 17Gaziantep FK54
  • 18Beşiktaş44
  • 19Gençlerbirliği44
  • 20Başakşehir FK54
  • 21MKE Ankaragücü41
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA