MAGAZİN
Giriş Tarihi : 19-10-2020 22:45   Güncelleme : 20-10-2020 10:36

Ey Nesibe Polat; Sizin onurunuz altından Milletin ki kömürden mi?

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz söyle buyurdular ki “Insanlar öyle aldatıcı yıllar görecek ki, o yıllarda yalancılar tasdik, doğru söyleyenler tekzip edilecektir. Keza o yıllarda haine itimat edilecek, emin kimseye de hainsin denilecek.”

Ey Nesibe Polat; Sizin onurunuz altından Milletin ki kömürden mi?

Ey Nesibe Polat..!Allahın Resulü buyuruyorlar ki; “… O dönemde yalancı adam doğrulanacak, doğru adam yalanlanacak, hain adama güvenilecek, güvenilir adam hainlikle itham edilecek ve kamu işinde rüveybıda adam söz sahibi olacaktır. (Rüveybıda nedir? Sorusunu: Önemsiz, bilgisi kıt adam, diye cevapladı).”(Sünen-i İbn-i Mace)

İslam dini ihaneti (hainliği) haram kılmış ve yasaklamıştır. Hainlik yapanlar insanlar tarafından ve Hz. Allah tarafından sevilmediği gibi Kur’an-ı Kerim’de de lanetlenmiştir. Ahde vefa, sözde sadakat namustur. Bu ise ancak kalb-i selim olan Müslümanlar tarafından yapılabilir. İhanet eden, hainlik yapan kimsenin kalbi nifak hastalığına tutulmuş ve İslam’dan uzaklaşmıştır.

İhanet eden kimseye ‘hain’ denilir. İhanet, birisine kendisini güvenilir tanıttıktan sonra, o güveni bozmak ve hakka aykırı iş yapmak demektir. İhanet, İslâm ahlâkında münafıklık özelliği olarak sayılmış ve haram kabul edilmiştir. Çünkü Müslüman, herkesin malı, canı ve namusu konusunda kendisinden güvende olduğu kimsedir. Emanet ve ihanet malda olduğu gibi sözde de olur. İhanetin zıddı ‘emanet’tir. Bir kimsenin; yurduna, doğup büyüdüğü veya vatandaş olarak bağlandığı ülkesine hainlik yapmasına “vatana ihanet” denir.

“Ey inananlar! Allah’a ve Resulüne ihanet etmeyin; bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz. Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer fitne (imtihan)’dır. Allah’a gelince, büyük mükâfat O’nun katındadır.” (Enfâl, 27-28) Allahu Teâlâ hıyaneti yererek şöyle buyurmuştur:

“Kendilerine hainlik edenleri savunma; zira Allah, daima hainlik yapıp günah işleyen insanı sevmez! (Kötü fiillerini) insanlardan gizliyorlar da Allah’tan gizlemiyorlar. Oysa geceleyin O’nun istemediği şeyi kurarlarken O, onlarla beraberdir. Allah, onların yaptığı her şeyi kuşatmıştır. (Hiçbir şeyi O’ndan gizleyemezler.) (Nisâ, 107-108

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz söyle buyurmuşlardır, öyle bir zaman gelecek ki Rüveybıdalar konuşacak..!

“… O dönemde yalancı adam doğrulanacak, doğru adam yalanlanacak, hain adama güvenilecek, güvenilir adam hainlikle itham edilecek ve kamu işinde rüveybıda adam söz sahibi olacaktır. (Rüveybıda nedir? Sorusunu: Önemsiz, bilgisi kıt adam, cahil diye cevapladı).”(Sünen-i İbn-i Mace) yani yalancılar İftiracacılar cahiller o zaman konuşacak milleti yönlendirecek işte günümüzde ki emsallerini derinlemesine yaşıyorum

 
Yazımın başlığında belirttiğim üzere, Nesibe Polat sizin onurunuz altından, milletin ki kömürden mi..?
Çay ocağının önünde otururuyordum, Nesibe Polat morali oldukça bozuk, yıkılmış bir durumda ağlamaklı bir hali vardı, Selam verdi ve anlatmaya başladı…
’ Kadrosunun burada olmadığını ancak Caminin altında bir oda da olsa kayıt yapıp kendi mahallesinde kalacağını anlatırken, cümleler gırtlağında düğümleniyordu…’’ 
Bana ‘’ Ben rahatsızım, imamın hali belli, müftülüktekiler halden anlamıyor, Allah rızası için şurada küçük bir oda bir sınıf açacak kadar olsun yeter’’ dedi. Tabi mevzu Kur’an kursu olunca bizim açımızdan akan sular durur.

O hali Kur’an okutmak için miydi, yoksa kadrosunu buraya almak için miydi Allah bilir, ancak ben hala iyi niyetimi muhafaza edip Kur’an öğretmesi için olacak ki(!!!) tamam hocam bir hafta sonra size bir odayı Kur’an okutmak için hazır hale getireceğim.
Bir usta çağırdım ve anlaştık, giderlerini daha önce tanıdığım bir iş insanına fatura ettik. Hatta masaları sandalyeleri de yine Abdullah Aydın Bey Kardeşimle beraber taşıyıp yerleştirdik, Nesibe Polat o zaman da çok duacı olmuştu.
Yaşanan bu olaylardan sonra olanca döktüğü göz yaşları acaba bir insanın onuru ve namusuna ‘’İftira’’ atmak için miydi.?!?
Kur’an kursu başlamıştı artık(…) Her hafta Başakşehir müftülüğünden bir Vaize hoca hanım gelip Tefsir dersleri veriyormuş veya sohbet fakat alan büyük olduğundan, ses düzeni yaptırmamızı istedi.
Caminin ses sistemini yapan ustayı çağırıp orayı da yaptırdık, bir gün Nesibe Polat beni aradı ve ses düzenini imamın ayarlayamadığını ve benim ayarlamamı istedi, tabi ‘’Kur’an anlatılacaksa’’ biz yok diye bilir miyiz..! Biz öyle bir ''DAVA'' nın erleriyiz ki.!! Hakkı söylerken dahi haksızlık yapamayız.
Kursa girdiğimde Nesibe Polat, Abdullah Mesut Sarı ve birde iftira atan şahıs ordaydı.
Ses sistemini ayarlamaya başladım, Nesibe Polat gelip o bayana ‘’sizde yardımcı olun çabucak bitsin’’ diyerek kenara çekildi, imamla konuşuyorlardı Nesibe Polat elindeki telefonu ile ara sıra resim veya video çekiyordu. 
Şimdi yaşadıklarıma bakınca; Allah’ım sen bunların hayrından da şerrinden de Müslümanları muhafaza eyle. Âmin
İmam haklı çıktı.!
Kur’an kursunu yapınca imam bana aynen şunları söyledi.!
‘’Siz bu kadını buraya getirdiniz, bir gün sizi zehirli yılan gibi ısırır’’ demişti 
Evet, haklı çıktınız çok doğru, buda bizim Kur’an ve İslam aşkımız…
…Ve en ağır iftira ve darbesini vuracaktı Nesibe Polat (!!!)
Kur’an kursuna gelen  bir hanımefendi önüme çıktı ve söze başladı; ‘’ Bakın kardeşim Nesibe Polat her gün kursta ki bayanlara sizin tacizci, namus ırz düşmanı olduğunuzu anlatıyor, Kur’anı bırakmış sizi anlatıyor’’ anlattıkları normal bir insanın sarf edeceği cümleler değildi, ancak iftirada, yalanda sınır tanımayan şizofrenik bir vaka… Ve bunlar yetmemiş gibi mahallede ki kadınlara, buda yetmedi, küçük çocuklarına tembihleyerek şahsımın 12 yaşında ki çocuğunun arkadaşları ile oynadığı bir ortamda, '' A.. nın babası tacizci, tecavüzcü cd si ve ses kayıtları var annem de'' orada bulunan çocuklardan biri '' o zaman getirin dinleyelim'' diyor oğlu '' getiririm de annem kızar'' diyor...

Ey Nesibe Polat; eğer Allaha Kur'ana, İslama inancınız varsa iftiranın yalanın ''Haram'' olduğunu da sanırım bilirsiniz..!!! Var sayalım göreviniz gereği tüm bayanları attığınız yalanlarla, iftiralarla inandırdınız, peki Mahşer meydanında, attığınız iftiralara, söylediğiniz yalanlara kendi dilinizin şahit olacağını bilmeniz lazım, eğer bilmiyorsanız bakın hatırlattım.
Bütün bu yalan iftiralara karşı soğukkanlılığımı koruyarak Allaha sığındım ve şimdi Hukuki zeminde hesaplaşma zamanı.
Mahalled ki bayanlar ve kursa gelen bayanlara hakkımda ki mesajlarını çok sonra gördüm, aklı başında olan bir insanın kuracağı cümlelerden öte, 06 yaşındaki bir çocuğun dahi hayâ edeceği türden cümlelerle yalanlarını iftiralarını (...) sıralamışsınız, buraya yazmaya bile edebim el vermiyor.

“Ya Rabbena! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün her bir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle, saltanat-i Rububiyetin lisanımızla ilân edelim ve rûy-i arz mescidinin her bir köşesinde Sana ibâdet etmek için bize Tevfik ver ve meshergâh-i arzın her bir tarafinda Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını Senin bedî ve antika sanatlarını kendi lisânımızla teşhir etmek için bize bir revac ve seyahate iktidar ver” Âmin!