MAGAZİN
Giriş Tarihi : 01-01-2021 17:24   Güncelleme : 01-01-2021 21:01

Asrın iftiracılarına karşı Müminin Sabrı

Bu gün günümüzde Münafıkların reisi baş münafık Abdullah bin Übeyy’in yolundan gidenler, Müminlere aynı şekilde iftira atıp şahsiyetiyle oynamayı bir zafer sanıyorlar…

Asrın iftiracılarına karşı Müminin Sabrı

İFTİRA (İfk) hadisesi; İslâm tarihinde Peygamber Efendimizin zevcesi ve müminlerin annesi Hz. Âîşe validemiz hakkında Münafıkların reisi Baş Münafık Abdullah bin Übeyy ve avaneleri tarafından uydurulan iftiradır. Zahiren iman etmiş görünüp, hakikatte îmân etmemiş münafıklar güruhu, her zaman her fırsatta Resul-i Ekrem Efendimizin Ashabını ve Ümmetini kıyamete kadar rahatsız etmek gayret ve maksadını taşıyorlardı. Bu maksatlarına muvaffak olmak için de ellerinden gelen her yola başvurmaktan asla çekinmiyorlardı. Öyle ki Kâinatın Efendisinin lekesiz, tertemiz mahrem hayatına dil uzatacak kadar küstah ve âdice hareket edebilme cüretini bile gösterebiliyorlardı.

Başmünafık bu durumu değerlendirirken;

Safvan bin Muattal, Hz. Âişe Validemizi deve üzerinde getirirken, münafıkların başı Abdullah bin Übeyy'le karşılaşmışlardı. Abdullah bin Übeyy, "Bu kimdir?" diye sordu.

"Âişe'dir." dediler.

Kavmi arasında itibarı oldukça sarsılan, bütün nazarları menfi şekilde üstüne toplamış bulunan başmünafık bu masum hâdiseyi diline dolamak istedi. Bu meş'um niyetini hemen orada izhar etti:

"Vallahi" dedi, "ne Âişe, o adamdan dolayı kurtulur, ne de o adam, Âişe'den dolayı kurtulur."

Daha bir sürü alçakça iftira ve laf etti.

Ordugâh, başmünâfık Abdullah bin Übeyy bin Selûl'ün yaptığı iftira ile çalkalandı.

Ne var ki, kalplerinde hastalık bulunan, dilleriyle îmân ettik deyip, kalben îmân erişmemiş bulunan ve işleri güçleri mü'minleri birbirine düşürmek olan münafıklar, hususan Abdullah bin Übeyy bin Selûl, bunu bir ganimet bilmiş ve diline dolayarak Hz. Âişe Vâlidemize şen'ice iftirada bulunmuştur. Maksadı üzerine toplanan nazarları dağıtmak, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin nazik ruhunu rencide etmek ve Müslümanları birbirine düşürmek, onların birbirine karşı olan itimatlarını sarsmaktı.

Bu gün günümüzde Münafıkların reisi baş münafık Abdullah bin Übeyy’in yolundan gidenler, Müminlere aynı şekilde iftira atıp şahsiyetiyle oynamayı bir zafer sanıyorlar…

Yaşadığımız dünya’da öyle sırlı olaylar la, öyle iftira ve yalanlarla karşılaşıyoruz ki..! İnsanın aklının ve kalbinin durduğu ve hayatın bitmesini istediği anları yaşıyoruz.

İslam tarihinde Münafıkların ‘’saf ve temiz’’ insanları kıskanarak attıkları iftiralar bu gün, günümüzde ki Münafıkların da aynı yolu tercih ettiklerine şahit oluyoruz.

Yaklaşık 12 yıl önce eşimden ayrılmış 4 çocuğumla birlikte hayat mücadelesi vermeye devam ediyordum, 6 yıl önce çocuklarımın daha iyi yetişmeleri için Başakşehire yerleştim, kendi halimde çocuklarıma hem Annelik, hem de Babalık yapıyordum, hayat, günden güne ağırlaşıyor ve Midemde ki sıkıntı iyiden iyiye beni rahatsız etmeye başladı, yediğim her şey dokunur hale geldi, artık doktora tek başıma gidemiyordum.

Bir gün bir arkadaşımla birlikte gitmiştik, doktorun yazdığı ilaçları aldığımda ‘’En fazla 4 ay yaşarsın’’ demişti bana o kadar rahatsızdım.

Bir taraftan ekonomi sıkıntı diğer taraftan rahatsızlığım beni iyice bunaltmıştı, büyük çocuklardan biri Kütahya Dumlu Pınar Üniversitesini kazanmıştı diğeri ise Biruni Üniversitesini. Malum ekonomik nedenlerden dolayı kızımı Üniversiteye gönderememiştim ve ızdırabı beni daha da hasta etmişti (…) Her gece yatağımda gizli gizli ağlıyor Allah’a halimi arz ediyordum.

Ekonomik ve hastalığımdan iyice bunalmıştım ki; o dönemin Başakşehir Müftüsü değerli İnsan ‘’ Sayın Remzi Pehlivan Hocanın yanına giderek yeni yapılan bir Caminin çay ocağını şahsıma verilmesini rica etmiştim, Sayın Remzi Pehlivan çok Naif bir insan ve Adaletli bir yöneticiydi. Halimi anlatınca bana bir kelime söyledi ‘’Şimdiye kadar niçin gelmedin’’ Buyurun Çay ocağı sizindir. Allah Remzi Pehlivan Hocadan binlerce kez razı olsun her gün geçmişlerine ve şahsına Dua ediyorum.

Gün geldi Remzi Pehlivan Hocamız Ardahan İl Müftülüğüne atandı ve Başakşehir ilçe müftülüğüne Necdet Arman diye biri geldi, Necdet Arman Başakşehire geldiğinden kısa bir süre sonra bir yazı göndererek 15 gün içinde çay ocağını boşaltıp anahtarı Necdet Armana veya Müftülüğe teslim etmemizi istemişti.

Bizde bu konuyu konuşmak üzere Başakşehir Müftülüğüne gittiğimizde içerde yüksek sesle bir tartışma yaşanıyordu, bunlar çıkınca bizi aldılar Müftülük Makamına girdik ve Necdet Arman, Ahmet Gülesin ve Abdullah Harun Çorak birlikteler.

Abdullah Harun Çorak

Müftülük makamına girdiğimizde söz alarak ‘’Buyurun Müftü bey bizden ne istiyorsunuz, Çocuklarımızın rızkı ile neden uğraşıyorsunuz’’ dediğim de; Necdet Arman bana ‘ Siz orada bir bayanı taciz etmişsiniz, elimizde telefon ses kayıtları var biz tacizcileri Camilerin çevresinde durdurmayız, çay ocağını sizden alıp en azından bize yakın bir arkadaşa vereceğiz’’ dedi, Allah şahittir bu iftirayı duyduğum an Müftülük binası başıma yıkıldı Tansiyonum düştü ve koltuğun üzerine yıkılıverdim. Necdet Armana dönerek peki kim bu bayan getirin yüzleşelim veya açın telefon ses kayıtlarını dinleyelim dediğimde Necdet Arman bana ‘’ Siz bilmiyor musunuz kimi taciz ettiğinizi’’ Hayır dedim ben kimseyi taciz etmedim, şahsım adına söylüyorum bir bayanı taciz etmek Namussuzluktur şerefsizliktir, Necdet Arman ısrarla bana bir bayanı taciz etmişsiniz bayan buraya geldi ve elimizde telefon ses kayıtlarının olduğunu vurguladı.

Necdet Armana dedim ki; sizin ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu.?!? Evet benim ağzımdan çıkanı kulağım duyuyor diyerek çay ocağını boşaltıp anahtarı bana getirin diye söylenip durdu.

Orada hazır bulunanlardan ismini ve görevini sonradan öğrendiğim yüzünde sakalı var belki münasip cümleler kurar diye Ahmet Gülesine dönerek ‘’Bu adam ne diyor, aklı başında mı.? Dediğimde Ahmet gülesin tıpkı bir Noter kâtibi gibi ‘’ Evet doğrudur bayan müftü beye geldi olayı anlattı sizden şikâyetçi oldu, bu soruşturmayı Savcılık ve Kaymakamlık ortaklaşa yürütüyorlar, merak etmeyin gelip sizi alacaklar, bizde sizden çay ocağını alıp müftü beyin dediği arkadaşlara vereceğiz’’ dedi.

Bende onlara; Bakın çay ocağını alıp kime verecekseniz verin ama benim Namusumla Onurumla oynamayın, bunun bedeli ağır olur, benim 4 çocuğum var, yüzlerine bakamam, ben aynaya bakamam, ben iftira ile yaşayamam, şahsım adına konuşuyorum bir bayanı taciz etmek namussuzluktur şerefsizliktir namussuz ve şerefsiz yaşayacağıma ölmeyi tercih ederim’’ diyerek odadan ayrıldım.

Hayatıma normal devam edemedim, oldukça sıkıntılı bir süreç başladı benim için, her gecesi ızdırap, her günü ızdırap, her haftası her saati hatta her saniye ızdıraplar kat kat artıyor. Artık nefes almam dahi zorlaştı, ayaklarım bedeni mi taşımaz oldu yediğim ekmekten, içtiğim sudan lezzet alamaz oldum, hatta yaşadığım hayattan dahi zevk almaz bir hale geldim, Güneş, Ay, Yıldızlar, Bulutlar, bastığım topraklar, yeryüzü ve gökyüzü hepsi rahat ol sen üzerinde ki beyaz gömlek kadar berraksın ve masumsun, İftira atanlar rezil olacaklar der gibilerdi.

Zaman geçiyor rahatsızlığım iyiden iyiye artıyor, İftirayı atanlar da yaşadığım çevrede dört bir yandan insanlara anlatmaya devam etmişler, ben sadece çocuklarımın daha iyi bir İnsan olmaları ve tahsillerini bitirmeleri için uğraşıyordum. Daha önceki haberlerimden ceza almam sebebiyle mesleğim olan ‘’Gazeteciliği ve Televizyon Programcılığını’’ yapamıyordum, gündüzleri çay ocağın da akşamları iş yerlerine temizliğe giderek çocuklarımın Üniversite okumalarını Allah’ın yardımı ile tmamladık

 

Asrın İftiracıları da boş durmayıp her ortamda attıkları iftiralarını dile getirip, hem yaşadığım çevre de hem iş yaptığım bölgede bizi karalamaya devam etmişler, yürüttükleri karalama kampanyasından hiç haberim olmadı fakat çevremde ki bazı insanların bana karşı soğuk davranışlarından bir şeylerin ters gittiğini düşünüyordum, taki, iftira attıkları günden iki yıl sonra akşamüzeri bir Polis memuru beni ifadeye çağırıncaya kadar.

Hakkımda ki dosyanın içeriğini öğrenince ikinci şoku yaşadım, İftira atanların acaba Allah’a Ahret gününe, İslam’a Kur’ana ve Mahşerde hesap vereceklerine inanıyorlar mı diye düşündüm. Heyhat..! İftira atanlar; Zahiren inanmış görünseler de, Hakikatte Münafıklıklarını (İftiralarını) gizlemeyerek izhar etmişlerdir. İşte Onuru ile, Namusu ile, Şahsiyeti ve İnancı ile yaşayan bir İnsanın Kıyameti koptuğu andır bu iftiraları duyması ve yaşaması

Ahmet Gülesin

‘’ASRIN İFTİRA’’ dosyasını görmek için Adliye’ye gittiğim de (!?!) gördüklerime inanamadım, Yıkıldığım andı o gün beklide hiç bu kadar Allah’ iltica etmemiştim, hiç bu kadar Allah’a, Peygambere, İslam’ a Kur’ana kimseyi havale etmemiştim, beklide hiç kimseye bu kadar ‘’Allah belanızı versin, Allah çocuklarınızdan çıkarsın, Son nefesinizi verirken İmansız gidesiniz’’ diye hiç beddua etmemiştim, hiç bu kadar canım yanmamıştı, hiç kimseye Allah size dert verip derman vermesin diye bed dua etmemiştim, hiç kimseye ocağınız başınıza yıkılsın dememiştim, hiç kimseye bir ekmeğe muhtaç olasınız dememiştim, hiç kimseye Allah seni sizi (iftiracıları) kahr-ı perişan etsin dememiştim ve bunları yüksek sesle Allah’a dua ve niyazda bulundum eğer bir gün düştüğünüzü görürseniz çekinmeyin gelin Sufinin engin müsamahalarına sığınarak ‘’AF’’ dileyin ‘’Helallik’’ alın ve içine düştüğünüz durumdan kurtulup ter temiz olarak Allah’a, Peygambere, Islama ve Kur’ana yeniden dönüş yapın, Unutmayın bu dünyada helalleşmezseniz, Mahşerde iki elim iki yakanızda olacaktır. Tabi Allah’a Peygambere, İslam’a Kur’an’a ve Mahşere İnancınız var mı yok mu onu ben bilmiyorum

Necdet Arman

Asrın İftiracıları 4 kere hakkımda yalan ve iftiraları ile hakkımda suç duyurusunda bulundular dördünde de ‘’Takipsizlik’’ kararı verildi iftiracılar iyice sinirlendiler, en son iftira dosyaları 76 sayfa yani şu ana kadar verdikleri içi boş şikayet dosyalarının sayısı neredeyse 1000 sayfaya yaklaştı (???) İftiracıların şahsımla alakalı her verdikleri iftira dilekçelerini şamar şamar yüzlerine vuran Adaletli, Vicdanlı ve Allah’tan korkan Savcılarımız var Allah onlardan razı olsun. İftiracıları da Allah kahreylesin. Amin

Şahsıma İftira atanlar ve bu süreçte dünya için Ahiretini yakanlar.

Necdet Arman

Ahmet Gülesin

Abdullah Harun Çorak

Abdullah Mesut Sarı

Nesibe Polat 

 

Abdullah Mesut Sarı

Bu şahıslarla Mahkeme-i Kübra’da; çok rahat attıkları iftiraların, söyledikleri yalanların, söylemediğim sözleri söyledin diye attıkları iftiralarını, söyledikleri sözleri söylemedik diye İnkâr etmelerinin tek tek hesabını göreceğiz. Özellikle Ahmet Gülesin, Abdullah Harun Çorak ve Yasin Güngör’ün Allah’ın huzurunda iki elim iki yakalarında olacak. Rabbim tatlı canlarınızdan, çocuklarınızdan çıkarsın, evinizde huzur görmeyesiniz, iş yerinizde huzur görmeyesiniz, son nefeslerinizi verirken Rabbim size İman nasip etmesin, huzur bulamayasınız bütün gün bunu Rabbimden niyaz ediyorum. AMİN

Not : Asrın İftirasında Yasin Güngör'ün çarpıtmalarını daha sonra yayınlayacağım

Yasin Güngör